KÜRATÖR NOTU

“Ankara Keçisinin İzinde” Projesi ve Başkent için Yaratılan Sanat Yolculuğu

“Ankara Keçisinin İzinde” sanat projesi zaman içerisinde uzak coğrafyalarda, bir çeşit göç yaşayan “Ankara keçisini” kendi doğduğu, geliştiği ve yaşam şartlarıyla özdeşleştiği diğer bir deyişle doğduğu topraklardaki ününün, anlamının ve en önemlisi kültürel değerlerimiz içindeki öneminin yeniden hatırlanmasıdır. Alper Çınar’ın heykel ve seramik atölyesinde bire bir gerçek boyutları esas alınarak polyester döküm olarak dökülerek çoğaltılan Ankara Keçileri modelleri, sanatçılarımızın öznel yorumlarıyla yeniden anlamlandırılarak, çocukların ve gençlerin belleğinden geleceğe aktarılan kültürel bir yolculuğa bizleri davet etmektedir. Bu aşamada sanatın birleştirici ve iyileştirici yönü, bir kez daha bu defa yaşadığımız kentin adıyla anılan önemli bir canlıyı; “Ankara keçisini” yeniden keşfetmek, anımsatmak ve geleceğe taşımak için bizlere yol göstermektedir. Sanat projesinin bir fikir olarak ortaya çıkması, daha sonra düşüncelerden somut bir hal almasındaki en büyük etken, tarihi belgelerde Ankara’yla özdeş olan “sof” kumaşı ve Ankara tiftik keçisinin önemi ve ününün artık günümüzde, belli lokal bölgeler dışında, özellikle yeni nesil tarafından bilinmemesidir. Ankara keçisinin, sanatçılarımızın özgün yorumlarıyla, kültürel belleğin yeniden anımsanması, geleceğe aktarılması, özellikle çocukların ve gençlerin ilgi odağına yerleşeceği bir sanat projesine dönüşmesi sağlanmıştır. Bu nedenle de Ankara’da yaşayan ve yolu Ankara’dan geçen 23 sanatçının renkleri, farklı üslupları, resimden heykele uzanan bir yolculuğa çıkarak, Ankara keçisinin ait olduğu Anadolu topraklarındaki özelliklerinin, fiziksel yapısının ve ekonomisinin bugünden geleceğe aktarılmasında önemli bir rol üstleniyor. Sanatın dili, unutulan bir geleneğin yeniden anımsanmasında ve farkındalık oluşmasında Ankara keçisini sanatçılarımızın renkleri, üslupları, farklı teknik uygulamalarıyla yeniden anımsamamızı sağlıyor. Böylece, Ankara keçisinin fiziksel özellikleri detaylı bir şekilde incelenerek tasarlanan polyester döküm keçi figürleri, sanatlarında farklı dil, teknik ve üslup anlayışlarıyla sanatçılarımız kentimizin tarihinde önemli bir geçmişe ve öneme sahip bu değerli canlıyı yeniden yorumladıkları, kamusal alanda sergilenecek bir sanat nesnesine dönüştürmüştür. Gerçek şu ki belleğimizi dönüştürebildiğimiz ve bu dönüşümle anımsayarak sahip çıktığımız ölçüde geleceğe aktarabiliriz.

T.C. Kültür Bakanlığı Başkent Kültür Yolu Festivali (01- 23 Ekim 2022) kapsamında, sanatçılarımızın kendi üsluplarında yeniden yorumladıkları 23 Ankara keçisi figürü, Başkent sakinleri ve kenti ziyarete gelenler tarafından kültür yolu rotasında izi sürülerek, Ankara keçisini yeniden keşfedilecek. Şehrin farklı noktalarına yerleşecek olan Ankara keçileri, bir bakıma kendilerini ziyaret eden herkesi kolektif bir sanat projesinin parçası olmaya davet ediyor. Özellikle çocuklarımızın ve gençlerimizin bu oyunun bir parçası olması, Ankara keçisinin izlerini takip ederek hem sanatımızı, sanatçılarımızı öğrenmesi hem de geçmişten günümüzü kent ekonomisinde önemli bir yere sahip “Sof”un yeniden anımsanması ve öğrenilmesini sağlayacaktır. Ayrıca çocuklarımızın hayvan sevgisi ile yetişmesinde bu sanat projesinin önemli olduğunu da vurgulamak gerekiyor. Hayvan sevgisi, insandaki yardımlaşma, iyilikseverlik ve sevgi duygularını pekiştirmektedir. Fiziksel özellikleri, yumuşak tüyleriyle, sempati duygularını harekete geçiren Ankara keçisi, tarihe dokunmakla birlikte günümüz dünyasında en çok ihtiyacımız olan sevgi, saygı, duygudaşlık ve anlayış duyularının da harekete geçmesinde önem taşımaktadır. Ankara’yı bir dokuma kenti olarak kuran üç sacayağı, Ankara keçisi, tiftik ve Ankara sofu, geçmişin izlerini de yanlarına alarak tarihe dokunmanın bugünü ve geleceği inşa etmekteki önemin yanına duyusal notlarını da alarak sanatın birleştirici gücüyle günümüzde yeniden canlanıyor.

Her bir Ankara keçisi farklı bir sanatçı tarafından tasarlandı ve bu eşsiz canlının ekonomi mirasından sanatla yeniden yorumlandığı sahnesine kadar Ankara’nın belleğine tıpkı bir sof kumaşına dokunur gibi benzersiz bir deneyim ortaya çıktı. Süreç içinde tüm sanatçılarımız büyük ve heyecan ve disiplinle çalışarak bizlere şehrimize dair bir değerin nasıl sanatla birleştirici gücünün olduğu anımsattı ve yaşattı. Ayrıca “Ankara Keçisinin İzinde” sanat projesi, Başkent Kültür Yolu festivali rotasında farklı noktalara ş yayılan ve 23 sanatçı tarafından tasarlanan Ankara keçileriyle büyük ölçekli, kamusal bir sanat izi oluşturmaktadır. “Ankara Keçisinin İzinde” sanat projesi sanatçılarımızın kendi özgün üsluplarında renklendirerek, tasarımlayacakları Ankara keçisi figürlerinin, toplumu dinlemek, bağlantı kurmak ve unutulan “Ankara keçisi” ve Sof’un tarihsel serüvenine yeniden herkesin bakacağı, hatırlayacağı önemli bir farkındalık yaratacağına inanıyoruz. Özellikle son on yıldır hayatımıza giren ve herkesin kendi içinde söz sahibi olduğu sosyal medyanın kullanımı ile unutulmuş bir değeri farklı bir alanda sanatın tasarımlarıyla kolektif bir çalışmada gün yüzüne çıkarmak öncelikli amacımızdır ve sosyo-kültürel gelişimde kamusal alandaki her Ankara keçisi figürü kentin tarihine, değerlerine yeniden merak uyandıracaktır. Kamusal alanda kamuoyuyla paylaşmak, Ankara’nın tarihsel bedeni içinde böylesine önemli bir değeri disiplinle arası bir yaklaşımla sunmak, kısaca Ankara keçisine ve tiftiğin kıymetli bir malzeme oluşuna farkındalık yaratmak için sanatçılarımızla yola çıktık.

Toplum için ve toplumun yanında sanatla el ele vererek, Ankara keçisinin değerinin yeniden bilinmesi ve anımsanması gerekliliğine inanıyoruz.

“Ankara Keçisinin İzinde” projesi sanatçıları:

Asaf Erdemli, Aykut Öz, Baran Kamiloğlu, Ekrem Kadak, Ertuğrul Ateş, Gözde Çelik, Habip Aydoğdu, Hanefi Yeter, Hasan Pekmezci, Hüseyin Yıldırım, İrem Karagöz Terzi, İrem Kavruk, Kadir Öztoprak, Kim Yong Moon, Mutlu Başkaya, Nihat Kahraman, Rabia Yaylacı, Ramazan Can, Sami Gedik, Seray Çınar, Süleyman Saim Tekcan, Zeynep Merve Çiçek, Zübeyde Koçak.